|
Dünyayı bir Cennet saydı sayanlar, Düştü arkasına hep aldananlar; Dahası takılıp yolda kalanlar; Ziyan olup, heder olup gittiler. Tasa olup, keder olup gittiler.
Yol upuzun, hedef oldukça ırak, Yürünen zeminde diken ve pıtrak, Bir de bilinmezse nerde son durak; Dere olur, yokuş olur, zâr olur, Tipi olur, boran olur, kar olur. Emeller âdeta kuyu içinde, Kurumuş derenin suyu içinde; Varılmaz sâhilin koyu içinde... Hem hicran hem yeis, yürekler hissiz, Çevre bîvefâ, ahvâl merhametsiz. Dünya bir fırıldak pek çok köşeli, Her yanında inci-mercan döşeli, İnsanoğlu bu tuzağa düşeli; Dermansız ve alil, mahkûm ve sefil, Şeytanın ağında, şeytanlar delil. Duruş aldatıcı, görünüş yalan, Gelen çok olsa da yok hiçbir kalan. Gafillere plân üstüne plân.. Yıkılıp gidenler hadd ü hesapsız, Ayaktakilerse hepten dermansız. İzler var yolda izler ki silinmez, O'na yürümüş bir Ulu bilinmez; Herkes elenir ammâ O elenmez; Sonsuzluk yolunda tek kudsî rehber, Zirvelere ermiş Yüce Peygamber. Işık ordusunun biricik nûru, Garip rûhların neş'e ve sürûru, Sığınanların aşılmayan sûru.. O'na dayananlar şâd olur-gider, Ebetlere kadar yâd olur-gider. Kulluğunla fahre erdik Sultanım! Işığında yola girdik Sultanım! Sayende sevdik, sevildik Sultanım! Sensiz yol aşılmaz, kervan yürümez! Sensiz mahşer olmaz, kimse dirilmez!
İlgili Yazılar:
|